ZAMAN E-posta
Pazartesi, 14 Ocak 2008
Benim zaman kavramım biraz enteresan...Son bir iki yıldır, ilerleyen bir zaman olduğundan çok, sabit bir zamanın olduğuna inanıyorum. “Zaman” dediğimiz şeyin, şimdi anladığımız “sınırlandırıcı” anlamının dışında, daha büyük, geniş ve durağan bir alan olduğunu düşünmeye başladım. Kendimi her sabah “aynı zamana” ancak bizim anlamlandırdığımız sistemin “yeni bir parçasına” uyanmış gibi hissediyorum.Kulağa garip geliyor olabilir...Ve belki biraz karışık..Ancak bunu son yıllarda sık sık düşünür oldum...Dakika, gün, ay, yıl hesapları giderek  bana daha anlamsız gelmeye başladı..Biz insanların  hayatı daha yaşanılır ve kolay kılmak üzere yarattığı bu sistemlerin, gözlerimizi ve bilincimizi kapatan birer perde olduğuna karar verdim...Kendi adıma elbette...

Mevsimler, gece-gündüz,  gençlik-yaşlılık gibi kavramları okuduğum bir kitap,dünyanın “ritmik hareketleri ve dinamizmi” olarak açıklıyordu..Ve bu tanım benim gerçekten ilgimi çekmişti. Zaman işte bu ritmi yaşadığımız alandı...Ve ben, ilerleyenin “biz” olduğumuzu düşünmeye başladım, zamanın değil... İçinde bulunduğu koşullar yüzünden hayatı hesaplayarak yaşamak zorunda olduğunu düşünen insanoğlu, kendi zaman sistemini yaratmış ve isimlendirmiş.Sistemler, onlarca dile çevrilmiş.Şimdi herkes on iki aya, altmış dakika ve saniyeye, haftalara, günlere alışmış durumda elbette..Ancak yine de mutlu olduğumuz söylenemez. “Zaman” yetmiyor
yapacaklarımıza ..Yarattığımız “zaman” içinde koşturup duruyoruz..İnsanoğlu ya “geçmişe” dalıyor, ya da “gelecek” için endişeleniyor..Herşey iyi hoş da, “şimdi”ye ne oluyor peki? Aslında sahip olduğumuz tek bir şey var; şu “An.” Ne dün, ne yarın var. Sadece an...

Hayat hiç de kolay değil...Karşımıza çıkan ve ruhumuzu yakıp yıkan binlerce olayı bir yerlere bırakmak zorundayız.. “Geçmiş” bu yüzden var. An’larımızdaki terslikleri, üzüntüleri orada bırakmak, coşkuları, sevinçleri kaydetmek için..Bir günlüğün sayfaları gibi...

Hayal dünyası pırıltılarla ve kara bulutlarla dolu insanın...Düş kurma ihtiyacı “geleceğini” yaratıyor. İçinde bulunduğu “an”ı şekillendirmek için “geleceğe” ihtiyacı var. Sahip olduğu muhteşem yaratıcılıkla, içinde bulunduğu “an” birleştiğinde ortaya çıkan muazzam güç, farkında olarak ya da olmayarak hayatını yaratıyor. Her hayat, ruhun eksik parçasını bulmak için var...Ve eksikleri tamamlamak için birden fazla hayat ..Varoluşumuz, bizim sınırlandırıcı düşünce yapımızdan çok öte..En azından ben böyle düşünüyorum....

31 Aralık gecesini 1 Ocak’a bağlayan geceye yılbaşı diyoruz. İnsan, acılarını, üzüntülerini, sevinçlerini en fazla 12 ay biriktirebiliyor.Sonunda hepimizin yep yeni bir yıla, yeni umutlara, yeni bir başlangıca ihtiyacı var...Bir defteri daha bitirip rafa kaldırmak zorundayız.
Yılbaşı gecesini seviyorum. “Yeni yıl” diye düşündüğümden değil..Herkesin o “anı” daha dolu dolu yaşadığından.Umut dolu ve mutlu olduğundan..Kendi hayatına ve başkalarının hayatlarına sürprizler yaptığından, dilekler dilediğinden...Aslında her gün yılbaşının ertesi günü kadar taze. Varolduğumuzu hissettiğimiz her an, elimizdeki en değerli ve göz kamaştırıcı hazine..

Birilerine sarılmak, dilek dilemek ve bir araya gelmek için 10’dan geriye saymayı beklemeyin.. An’lar bunun için var..Unutmayın, her an yeni ve tekrar edilemezdir..Bu biricikliğin üzerinden atlayıp geçmeyin.

Her güne, yeni bir yıla girmiş gibi uyanın..O zaman hayatınızın geri kalanına nasıl başladıysanız, gerisi de öyle devam edecektir..Yeter ki, kalbinizden inanın...
 
< Önceki   Sonraki >
GÜNEY OKYANUSU
Güney Okyanusu’nda her yıl büyük bir katliam yaşanıyor. Ticari avlanmanın yasaklanmasından sonra “bilimsel araştırma” gerekçesiyle her yıl binlerce balina, japon avcılarının hedefi oluyor. Avlanma sezonu başladığında Güney Okyanusu’nun sessiz sularında zıpkın sesleri yankılanıyor. Tüm tepkilere ve yürütülen kampanyalara rağmen, filolar durmak bilmeden avlanmaya devam ediyor.

Konuyla ilgili önemli çalışmalar yürüten bir çok çevre kuruluşu, öldürülmeye dayalı “bilimsel araştırma”ların gerçekten hiç bir anlamı olmadığına inanıyor. Balinaları bu şekilde katlederek elde edilmiş hayati hiç bir bilimsel veri yok. Ayrıca bu avcılık, soyu tükenmekte olan canlıları da hedef aldığı için ekolojik olarak büyük bir tehdit oluşturuyor. Böylesi bir araştırma gerçekten de gerekli mi dersiniz?  Hiç sanmıyorum.
Devamını oku...
 
 
ERKEKLERİN KABUSU PROSTAT KANSERİ 2. SIRADA!ERKEKLERİN KABUSU PROSTAT KANSERİ 2. SIRADA!
Perşembe, 05 Kasım 2009||
9. Üroonkoloji Kongresi prostat kanseri, böbrek ve mesane kanseri gibi pek çok önemli konuya ev sahipliği yapıyor. Kongrede ilk ...
Devamı....
ROMATİZMAL HASTALIĞI OLANLARA DA DOMUZ GRİBİ AŞISI GEREKLİROMATİZMAL HASTALIĞI OLANLARA DA DOMUZ GRİBİ AŞISI GEREKLİ
Cuma, 30 Ekim 2009||
Romatoloji Araştırma ve Eğitim Derneği (RAED) tarafından düzenlenen “10. Ulusal Romatoloji Kongresi”, 30 Ekim – 3 Kasım 2009 ta...
Devamı....
KANI SULANDIRAN YENİ BİR İLAÇ ÜRETİLDİKANI SULANDIRAN YENİ BİR İLAÇ ÜRETİLDİ
Cumartesi, 10 Ekim 2009||
Türk Hematoloji Derneği Başkanı ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhit &Oum...
Devamı....
KANSERDE YEŞİL ÇAYA DİKKATKANSERDE YEŞİL ÇAYA DİKKAT
Cumartesi, 10 Ekim 2009||
Doç. Dr. Mutlu Arat, Güney Kalifornia Üniversitesi'nde bilim adamlarının yaptığı bir araştırmanın sonucunda yeşil çayın ka...
Devamı....
HEMATOLOJİ UZMANLARI YENİ KAN KANUNU'NU TEHLİKELİ BULUYORHEMATOLOJİ UZMANLARI YENİ KAN KANUNU'NU TEHLİKELİ BULUYOR
Cuma, 09 Ekim 2009||
Kan toplama görevinin gelecek ocak ayından itibaren yürürlüğe girecek yeni Kan Kanunu ile Türk Kızılayı'na bırakılmasının...
Devamı....
ULUSAL MEME HASTALIKLARI KONGRESI, KANSERE TEK TIP HAP MÜJDESIYLE BAŞLADIULUSAL MEME HASTALIKLARI KONGRESI, KANSERE TEK TIP HAP MÜJDESIYLE BAŞLADI
Pazartesi, 05 Ekim 2009||
 Bütün kanser türlerine çare olacak tek bir hapın çalışmalarında son aşamaya gelindi. Ege Üniversitesi Tıp Fak&...
Devamı....
MEME KANSERİ YAŞ TANIMIYORMEME KANSERİ YAŞ TANIMIYOR
Pazartesi, 05 Ekim 2009||
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Medikal Onkoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi ve 10. Ulusal Meme Hastalıkları Kongresi Başkanı Prof...
Devamı....
SPERM BANKASINA YOĞUN TALEP VARSPERM BANKASINA YOĞUN TALEP VAR
Cumartesi, 03 Ekim 2009||
Antalya'da düzenlenen 2'nci Üreme Tıbbı Derneği Kongresi'nde biraraya gelen hekimler, Türkiye'de sperm bankası kurulmas...
Devamı....
''SIKI PANTOLON''  ERKEKLERDE KISIRLIĞA YOL AÇABİLİR''SIKI PANTOLON'' ERKEKLERDE KISIRLIĞA YOL AÇABİLİR
Cumartesi, 03 Ekim 2009||
Üreme Tıbbı Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Erol Tavmergen, ''Sıkı pantolon giyildiğinde, erkek yumurtalıklarının vücuda daha yakı...
Devamı....
OBEZİTE VE DİYABET SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOROBEZİTE VE DİYABET SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOR
Cumartesi, 03 Ekim 2009||
Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği tarafından ilk kez bu yıl, Çeşme’de düzenlenen Endokrinoloji ve Metabolizma Hastal...
Devamı....
GUTTA BEYAZ ET DE BİRA DA SABIKALIGUTTA BEYAZ ET DE BİRA DA SABIKALI
Cuma, 02 Ekim 2009||
 Erişkin yaşlardaki insanlarda en sık görülen iltihaplı romatizma olan gut hastalığına yakalananlara beyaz etin de en az kırmızı et kad...
Devamı....
UZAKTAN KUMANDA İLE BİLGİSAYAR SAĞLIĞIN DÜŞMANIUZAKTAN KUMANDA İLE BİLGİSAYAR SAĞLIĞIN DÜŞMANI
Cuma, 02 Ekim 2009||
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Pro...
Devamı....