|

Kan toplama görevinin gelecek ocak ayından itibaren yürürlüğe girecek yeni Kan Kanunu ile Türk Kızılayı'na bırakılmasının sıkıntılara yol açacağı öne sürüldü. Türk Hematoloji Derneğinin Antalya'da düzenlediği 35. Hematoloji Kongresi sona erdi. Dernek Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, kongrede ele alınan konuları kamuoyuyla paylaşmak amacıyla düzenlenen basın toplantısında, yeni Kan Kanunu ile yönetmeliğinin, Ocak 2010'dan itibaren yürürlüğe gireceğini söyledi. Prof. Dr. Özcan, ''Bir alanda eksik de olsa kanun olması, hiç olmamasından iyidir. Ama uygulamada çok ciddi sorunlar yaşanacak'' diye konuştu. Yeni kanunla, Türkiye'de kan toplama, kan ve kan ürünlerini ihtiyaç olan hastanelere ulaştırma görevinin ''Bölgesel Kan Merkezi'' adı altında Türk Kızılayı'na bırakıldığını belirten Özcan, üniversite ve devlet hastanelerindeki mevcut kan merkezlerinin ise transfüzyon merkezine (Kızılay'dan gelen kanı hastaya ileten, kan toplama yetkisi olmayan merkez) dönüştürüleceğini bildirdi.
Kızılay'ın şu anda Türkiye'nin kan ihtiyacının yüzde 30'unu karşılayabildiğine dikkati çeken Özcan, kurumun gelecekte de aynı zorluğu yaşayacağını öne sürdü.
Yeni yasanın hastanelere ancak acil durumlarda ve izin almak kaydıyla kan toplama yetkisi vereceğini ifade eden Özcan, ''Kan transfüzyonu, baş ağrısı gidermek için yapılan tedavi değildir. Hep acil durumlarda yapılır. İzin almakla zaman kaybedilemez'' dedi. Prof. Dr. Özcan, yakın gelecekte Türk Hematoloji Derneği önderliğinde ilgili tüm sivil toplum örgütlerinin bir araya geleceği 1 günlük çalıştay düzenleyeceklerini, oradan çıkan sonucun rapor haline getirilerek Sağlık Bakanlığına sunulacağını kaydetti.
KÖK HÜCRE NAKLİ
Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Mutlu Arat da İsrailli bir grup bilim adamının, kök hücre nakli yapılan bir hastada tedaviden 4 yıl sonra beyin tümörleri görüldüğünü açıkladığını bildirdi. Kaslarında koordinasyon bozukluğu olan bir çocuğa, başka insandan alınan sinir kök hücrelerinin nakledildiği tedaviden sonra gelişen beyin tümörlerinin incelendiğini kaydeden Doç.Dr.Arat, tümörlerin hastanın doku özelliklerini değil, kök hücre bağışçısının özelliklerini taşıdığını belirtti. Doç. Dr. Arat, bu durumun henüz deneysel aşamada olan kök hücre naklinin güvenliği konusunda çekinceler oluşturduğunu ifade etti.
Doç. Dr. Arat bir gazetecinin sorusu üzerine, Türkiye'de 2000'li yıllara kadar pek çok merkezde kök hücre nakli gerçekleştirildiğini, ancak o tarihten itibaren Sağlık Bakanlığı'nın tüm çalışmaları durdurduğunu anlattı. Arat, bakanlığın kısa bir süre önce Ankara Üniversitesi'yle 10 hastaya kök hücre nakli yapılmasına izin veren protokolü imzaladığını kaydetti. |