TÜRKİYE OBEZ OLMA YOLUNDA İLERLİYOR! E-posta
Çarşamba, 15 Nisan 2009
aytekin oğuzYapılan son araştırmalara göre Türkiye nüfusunun %66’sı obezite tehlikesi içerisinde. Metabolik Sendrom Derneği tarafından bu yıl 6.’sı düzenlenen Metabolik Sendrom Sempozyumu’nun basın toplantısı Türkiye’de metabolik sendrom, obezite ve diyabet ile ilgi çarpıcı veriler ortaya koydu.

Metabolik Sendrom Derneği tarafından Antalya’da düzenlenen 6. Metabolik Sendrom Sempozyumu devam ediyor. Uzmanlar gün boyu devam eden oturumlarda Türkiye’de çok da bilinmemesine rağmen aslında çok büyük önem teşkil eden metabolik sendrom hakkında pek çok önemli konuyu tartışıyor. “Dislipidemi Tedavisinde Arayışlar, Trigliseritten Kalp Yetersizliğine Omega 3, Çocuk ve Adolesanda Metabolik Sendrom, Hipertansiyon Aşısı, Gıda Güvenliği, Genetiği Değiştirilmiş Ürünler, İnsülin Direncinde Farmakolojik Tedavi, Oral Antidiyabetik Tedavide Gündem” gibi birçok güncel konu başlığının mercek altına alındığı, 400’ü aşkın katılımcının takip ettiği, 60’ı aşkın oturum başkanı ve konuşmacının yer aldığı sempozyum yarın son bulacak. Kamuoyunu bilgilendirmek için yapılan kongrenin basın toplantısında dikkat çeken başlıca konular; obezite, diyabet ve metabolik sendrom oldu. Toplantıda, Prof. Dr. Aytekin Oğuz, Prof. Dr. Yüksel Altuntaş, Prof. Dr. Kubilay Karşıdağ, Doç. Dr. Ahmet Temizhan ve Doç Dr. Meral Kayıkçıoğlu önemli açıklamalarda bulundu.

 

Hareketsiz ortamlarda çalışan bireyleri tehdit eden metabolik sendromun görülme sıklığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artış göstermektedir. Türkiye’de her 3 kişiden birinde metabolik sendrom görülmektedir. Bu sendromdan en çok etkilenen grup, masa başında oturan, beslenmesi düzensiz, yoğun stres altında çalışan kişiler olmaktadır. Bir modern yaşam hastalığı olarak nitelendirilen metabolik sendrom, insanın yaş ilerledikçe kalp hastası veya şeker hastalığına yakalanma olasılığını arttıran bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumda sıkça görülmesine ve sıklığı giderek artmasına rağmen günümüzde pek bilinmeyen bir hastalık olan metabolik sendromun en önemli belirtileri; bel çevresinin fazlalığı, trigliserid düzeyinin yüksekliği, kötü huylu (LDL) kolesterol düzeyinin yüksekliği,  kan basıncının yüksekliği ve kan şekerinin olması gereken rakamların üzerinde bulunmasıdır.

Metabolik Sendrom Derneği Başkanı Prof. Dr. Aytekin Oğuz, metabolik sendromun 21. asrın hastalığı olduğuna dikkat çekti: “20. asırdan miras kalan, belki de en kötü miras, metabolik sendrom gibi görünüyor. Değişen yaşam tarzının sonuçlarını gözlemliyoruz. Birisi düzensiz kentleşme, birisi çevrenin tahrip edilmesi, birisi de insanların bel çevresinin kalınlaşması ve obezleşmesi bence. Çevre bozulmasıyla paralel giden bir tablo bu.” Oğuz metabolik sendromun sonuçlarına da dikkat çekti: “Belki de doğal yaşamamız gereken, sağlıklı yaşama uygun olmayan bir tarzı seçmemizin bedelini doğa bize bu şekilde ödetiyor. Bel çevrensinin kalınlaşmasının çok önemli bir hastalık olduğu artık herkes tarafından biliniyor. Bel çevresi genişliğinin yol açtığı hepimizin bildiği çok önemli sonuçları var. Hipertansiyon, diyabet, kan yağlarında bozulma, sonuçta kalp-damar hastalıklarının gelişmesi gibi.” Hareket eksikliğine dikkat çeken Oğuz şunları söyledi: “Egzersiz eksikliği Türkiye’nin temel problemlerinden biri, metabolik sendrom için söylememiz gereken bir şey var egzersiz eksikliği ile ilgili yıllardır kiloya dikkat çekiyoruz. Türkiye’de temel sorunlardan birisi insanlarımızın egzersizi etkili ve yeterli bir şekilde yapamamalarıdır, metabolik sendrom salgınının en önemli sebeplerinden bir tanesidir.”


Şeker Hastalığının Önlenmesi Kalp Hastalıklarının Önlenmesi Demek

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Meral Kayıkçıoğlu ise şeker hastalığı yani diyabetin sanıldığı gibi bir hastalık olmadığını, çünkü sadece vücuttaki şeker düzeyini değil tüm vasküler sistemi etkileyen bir hastalık olduğuna dikkat çekti: “Şeker hastalığı ortaya çıktığında, hatta çıkmadan çok daha önce, kişide kalp-damar sağlığında ciddi problemler ve bozulmalar başlıyor. İşte bu yüzden şeker hastalığını ne kadar erken saptayabilirsek ve ne kadar erken tedavi edersek kalp ve damar sistemi üzerindeki olumsuz etkilerden hastalarımızı koruyabiliriz. Öyle hastalarımız var ki, çok genç yaşta kalp krizi geçiriyorlar, bu hastaları takip ettiğimizde ileriki yıllarda şeker hastalığı geliştiğini görüyoruz, hastanın o genç yaşta geçirdiği kalp krizi, aslında şeker metabolizmasının bozuk olmasının bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.” 

Türkiye’nin %66’sı aşırı kilolu ve obez

ahmet temizhanMetabolik Sendrom Derneği Bilimsel Düzenleme Kurulu Üyesi Doç Dr. Ahmet Temizhan, “Geçmişinde hiçbir şekilde diyabetten haberdar olmayan hastalar, çoğunlukla kalp krizi ile geliyorlar. Bizim hastalarla ilgili, kalp krizini tespit ettikten sonra ilk sorduğumuz şey ‘Şeker hastalığın var mı’ diye oluyor. Görünürde şeker hastalığı olmasa da kalp hastalığını şeker hastalığı ile eşdeğer tutuyoruz ve benzer şekilde tedavi ediyoruz.” Temizhan obeziteyle ilgili ise çarpıcı açıklamalarda bulundu: “Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hareketsiz yaşam ciddi bir obez toplum yaratıyor. 2004-2006 yılları arasında yapılan araştırmanın yeni analizlerine göre ülkemizde 20 yaş üstü yetişkinlerin üçte birinde obezite(şişmanlık) var. Bir diğer grup olarak da şismanlarla normal kilolular arasında olan bir grup oluşuyor, bu fazla kilolu diye adlandırdığımız, genelde gözden kaçan, biraz diyet yapsa kilo verecek gibi olan bir grup var, bunların oranı da %36. Eğer normal kilolulardan bu oranları çıkarırsak toplumumuzun %66’sının fazla kilolu ve obez olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu oran, en yüksek oranların görüldüğü ABD ile ölçüşüyor, bu oranlar 30’lu yaşlarda yükselmeye başlıyor 60’lı yaşlara doğru iyice artmaya başlıyorKadınlarımızda fazla kilo ve obezite oranı %40, erkeklerde ise %20 oranında görülüyor, özellikle eve hanımlarında hareketsiz yaşam ve düzensiz beslenme gibi nedenlerle bu oran erkeklerle yarı yarıya fark etmektedir” diye konuştu ve “Çalışan kadınlarda bu durum gerek estetik kaygılar, gerekse iş yaşamının getirdiği hareketlilikle birlikte daha az görülmektedir.”  dedi.
 

 
< Önceki   Sonraki >
GÜNEY OKYANUSU
Güney Okyanusu’nda her yıl büyük bir katliam yaşanıyor. Ticari avlanmanın yasaklanmasından sonra “bilimsel araştırma” gerekçesiyle her yıl binlerce balina, japon avcılarının hedefi oluyor. Avlanma sezonu başladığında Güney Okyanusu’nun sessiz sularında zıpkın sesleri yankılanıyor. Tüm tepkilere ve yürütülen kampanyalara rağmen, filolar durmak bilmeden avlanmaya devam ediyor.

Konuyla ilgili önemli çalışmalar yürüten bir çok çevre kuruluşu, öldürülmeye dayalı “bilimsel araştırma”ların gerçekten hiç bir anlamı olmadığına inanıyor. Balinaları bu şekilde katlederek elde edilmiş hayati hiç bir bilimsel veri yok. Ayrıca bu avcılık, soyu tükenmekte olan canlıları da hedef aldığı için ekolojik olarak büyük bir tehdit oluşturuyor. Böylesi bir araştırma gerçekten de gerekli mi dersiniz?  Hiç sanmıyorum.
Devamını oku...
 
Hürriyet Sağlık
SABAH - SON 24 SAAT
  • Futbol maçı izleyecekler
    Şili'de bir madende yaklaşık bir aydır yer altında mahsur bulunan 33 madenci, salı günü Şili-Ukrayna...
CNN Türk
NTVMSNBC.com: Sağlık
 
ERKEKLERİN KABUSU PROSTAT KANSERİ 2. SIRADA!ERKEKLERİN KABUSU PROSTAT KANSERİ 2. SIRADA!
Perşembe, 05 Kasım 2009||
9. Üroonkoloji Kongresi prostat kanseri, böbrek ve mesane kanseri gibi pek çok önemli konuya ev sahipliği yapıyor. Kongrede ilk ...
Devamı....
ROMATİZMAL HASTALIĞI OLANLARA DA DOMUZ GRİBİ AŞISI GEREKLİROMATİZMAL HASTALIĞI OLANLARA DA DOMUZ GRİBİ AŞISI GEREKLİ
Cuma, 30 Ekim 2009||
Romatoloji Araştırma ve Eğitim Derneği (RAED) tarafından düzenlenen “10. Ulusal Romatoloji Kongresi”, 30 Ekim – 3 Kasım 2009 ta...
Devamı....
KANI SULANDIRAN YENİ BİR İLAÇ ÜRETİLDİKANI SULANDIRAN YENİ BİR İLAÇ ÜRETİLDİ
Cumartesi, 10 Ekim 2009||
Türk Hematoloji Derneği Başkanı ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhit &Oum...
Devamı....
KANSERDE YEŞİL ÇAYA DİKKATKANSERDE YEŞİL ÇAYA DİKKAT
Cumartesi, 10 Ekim 2009||
Doç. Dr. Mutlu Arat, Güney Kalifornia Üniversitesi'nde bilim adamlarının yaptığı bir araştırmanın sonucunda yeşil çayın ka...
Devamı....
HEMATOLOJİ UZMANLARI YENİ KAN KANUNU'NU TEHLİKELİ BULUYORHEMATOLOJİ UZMANLARI YENİ KAN KANUNU'NU TEHLİKELİ BULUYOR
Cuma, 09 Ekim 2009||
Kan toplama görevinin gelecek ocak ayından itibaren yürürlüğe girecek yeni Kan Kanunu ile Türk Kızılayı'na bırakılmasının...
Devamı....
ULUSAL MEME HASTALIKLARI KONGRESI, KANSERE TEK TIP HAP MÜJDESIYLE BAŞLADIULUSAL MEME HASTALIKLARI KONGRESI, KANSERE TEK TIP HAP MÜJDESIYLE BAŞLADI
Pazartesi, 05 Ekim 2009||
 Bütün kanser türlerine çare olacak tek bir hapın çalışmalarında son aşamaya gelindi. Ege Üniversitesi Tıp Fak&...
Devamı....
MEME KANSERİ YAŞ TANIMIYORMEME KANSERİ YAŞ TANIMIYOR
Pazartesi, 05 Ekim 2009||
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Medikal Onkoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi ve 10. Ulusal Meme Hastalıkları Kongresi Başkanı Prof...
Devamı....
SPERM BANKASINA YOĞUN TALEP VARSPERM BANKASINA YOĞUN TALEP VAR
Cumartesi, 03 Ekim 2009||
Antalya'da düzenlenen 2'nci Üreme Tıbbı Derneği Kongresi'nde biraraya gelen hekimler, Türkiye'de sperm bankası kurulmas...
Devamı....
''SIKI PANTOLON''  ERKEKLERDE KISIRLIĞA YOL AÇABİLİR''SIKI PANTOLON'' ERKEKLERDE KISIRLIĞA YOL AÇABİLİR
Cumartesi, 03 Ekim 2009||
Üreme Tıbbı Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Erol Tavmergen, ''Sıkı pantolon giyildiğinde, erkek yumurtalıklarının vücuda daha yakı...
Devamı....
OBEZİTE VE DİYABET SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOROBEZİTE VE DİYABET SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOR
Cumartesi, 03 Ekim 2009||
Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği tarafından ilk kez bu yıl, Çeşme’de düzenlenen Endokrinoloji ve Metabolizma Hastal...
Devamı....
GUTTA BEYAZ ET DE BİRA DA SABIKALIGUTTA BEYAZ ET DE BİRA DA SABIKALI
Cuma, 02 Ekim 2009||
 Erişkin yaşlardaki insanlarda en sık görülen iltihaplı romatizma olan gut hastalığına yakalananlara beyaz etin de en az kırmızı et kad...
Devamı....
UZAKTAN KUMANDA İLE BİLGİSAYAR SAĞLIĞIN DÜŞMANIUZAKTAN KUMANDA İLE BİLGİSAYAR SAĞLIĞIN DÜŞMANI
Cuma, 02 Ekim 2009||
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Pro...
Devamı....