|
Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği tarafından düzenlenen 9. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi 5-9 Eylül tarihleri arasında Antalya Kervansaray Otel Lara’da gerçekleştirildi. Kongreye 3.204 kayıtlı katılımcı iştirak etti...
Kongre ilkinden bu yana gerek katılım sayısı gerekse programıyla büyük çapta bir gelişim gösterdi. 134 konuşmacının yer aldığı kongrede 372 bildiri yayınlandı. Türkiye’nin en büyük kongrelerinden biri olan 9. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi’nde konusunda ulusal ve uluslararası düzeyde uzman konuşmacıların katıldığı oturumlarda; “İnsülin Tedavisi: İnsülin tedavisinde yeni gelişmeler, Tüberküloz’da gelişmeler, Kronik böbrek yetmezliğinde ilaç kullanımı, Kemiğin sinsi bir hastalığı; osteoporoz, Kardiyovasküler Risk, Romatoid Artrit tanı ve tedavisinde güncel yaklaşımlar, kas-iskelet sistemi ağrıları, ateşli hastada ayırıcı tanı, diyabetik ayak, hematolojide yenilikler, kök hücre uygulamaları, onkolojide koruyucu uygulamalar: Güncel araştırma sonuçları, yaşlılarda sık rastlanan kardiyovasküler sorunlar, karaciğer fonksiyon bozuklukları ve nutrisyon” gibi pek çok konuda toplam 18 konferans, 15 panel ve 11 uydu sempozyumu yer aldı. Bu arada, katılımcıların tüm bilimsel programları takip edemedikleri göz önüne alınarak, tüm toplantı görüntülerinin CD şeklinde üyelere gönderileceği belirtildi. Kongre alanına kurulan kiosklardan ise kongrenin bilimsel ve sosyal muhtevası hakkında bilgiler takip edildi. Kongre ulusal basının da büyük ilgisini gördü. Serenas Group organizasyonuyla gerçekleşen kongrede; TRT2’de her gün yayınlanan Reçete programı iki gün süreyle canlı yayın yaptı. Aşırı yan dallaşma Kongrenin açılışında bir konuşma yapan Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD) Başkanı Prof. Dr. Hasan Yazıcı, “Uzmanlık dalımız aşırı yan dallaşmanın aşındırıcı etkisine rağmen günümüzde hâlâ bilimsel ve nesnel tıbbın, en azından fikir bağlamında, orkestra şefi olmayı devam ettiriyor. İç hastalığı uzmanlık eğitiminin süresinin dahi birkaç yıldır bir türlü belli olamaması; yan dal uzmanlığı –ki nicelik ve nitelik bakımından en başta iç hastalıklarını ilgilendiren bir konudur- eğitiminin nerede, nasıl ve ne kadar süre ile yapılacağı, bu yan dal uzmanlığına tam nasıl başvuru yapılacağı; ve nihayet uzmanlık dalımızla ilgili eğitimin üniversite, üniversite dışı eğitim hastanesi, eğitim hastanesi olmayan kurumlar, tüm bunların kamuya bağlı olan ve olmayan çeşitlerinde tam nasıl gerçekleşeceği sözünü ettiğim olumsuzlukların sadece önde gelen birkaç tanesi. Ayrıca iç hastalığı yan dal uzmanlığına girişin merkezi bir sınavla yapılmasına karar verilmiştir. Görüşüm, böyle bir sınavın 2. aşaması da olmalı ve yazılı sınavla belirli bir başarı göstermiş olanlar mutlaka bir mülakattan da geçmelidir” dedi. Açılış kokteylinde sahne alan sanatçı Yaşar, birbirinden güzel şarkılarıyla unutulmaz bir akşam yaşattı. Kongrede, iç hastalıkları uzmanlarının koruyucu hekimlik dışında da, kanser hastası takip ve tedavisine aktif olarak katılmaları gerektiği vurgulandı. Türkiye’de halen Tıbbi Onkoloji uzmanı sayısının bu yıl sonuna kadar ancak 200 kadar olacağı, bir yılı aşkın bir süreden beri de, tüm iç hastalıkları yan dalları gibi Tıbbi Onkoloji’ye de yan dal asistanı alınamadığı için, Tıbbi Onkolog sayısında da bir duraklama olduğu ve 2010 yılında bile, Türkiye’de ancak 250 kadar tıbbi onkoloji uzmanı olacağı kaydedildi. Bildiri Özeti Ödülleri ve Aciller Kursu Açılış töreninin ardından yapılan bildiri özeti ödül töreninde bu ödülü almaya hak kazananlar açıklandı. Dr. Habib Bilen, “Uluslararası obezite ve metabolik sendrom kriterleri bölgemiz insanı için uygun mu?” konulu bildiri ile ödül alırken, “Tıp 1 diyabetes mellituslu hastalarda domperidon ve metoklopramidin safra kesesi kontraksiyonu üzerine etkiler” konulu bildirisiyle de Dr. Mustafa Keleş ödül almaya hak kazandı. Bilimsel program öncesi planlanan İç Hastalıklarında Aciller Kursu da yapıldı. Aciller Kursu Başkanı Prof. Dr. Kerim Güler, “acil” sözcüğünün doktorlar arasında çok önemli bir yeri olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Acil hastalar birçok yönden diğer hastalarla farklılık gösterir. Hastalık genellikle beklenmeyen bir anda ortaya çıkmıştır. Kısa sürede doğru müdahale yapılmazsa çok ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Acil hasta ile karşılaşan hekim soğukkanlı olmak ve ani karar vermek zorundadır. Bu sebeple acil hekimlik tıbbın en zevkli, en önemli bazen de en güç dallarından biridir. Hekimlerin başına hukuki sorunlar doğuran birçok olay acil servislerdeki vakalardan kaynaklanmaktadır. Bu vakalarda hata yapma oranı bilgi ve deneyimlerin artırılması ile en aza indirilebilir. Bilgi kitaplardan veya internet ortamından elde edilebilir, fakat tecrübe aktarımı geniş anlamda kurslarla olmaktadır.”
Genel dahiliye ruhu Kongre ile ilgili düzenlenen basın toplantısına; Kongre İkinci Başkanı Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serhat Ünal, Prof. Dr. İhsan Ertenli, Prof. Dr. Sedat Kiraz, Prof. Dr. Kerim Güler ile Prof. Dr. Aytekin Oğuz katıldı. Kongrenin başarılı geçtiğini ifade eden Prof. Dr. Serhat Ünal, “Derneğimizin bir ucu aşı bir ucu kardiyovasküler hastalıklardan korunma olan 2 projesi var. Hedefimiz vatandaşlarımıza ulaşmak. Onları hastalıklar hakkında bilgi sahibi yapmak. 1. basamakta kardiyovasküler riskin anlaşılması lazım. İç hastalıkları uzmanlarının birincil görevi bulaşıcı hastalıklardan korumadır” diye konuştu. Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği’nin gayesinin genel dahiliye ruhunu canlandırmak olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sedat Kiraz ise, “Son bir yıl içerisindeki yenilikler kongremizde ele alındı. Sanayi ile doktorlarımızın karşılaşması da kongremizde yaşanıyor” dedi. Rasyonel ilaç kullanımı ve hipertansiyon Kongrede rasyonel ilaç kullanımının ülke gerçekleri göz önüne alınarak, özellikle osteoporoz da, hipertansiyonda yedek ilaçlara yönelik toplantılar yapıldığını belirten Prof. Dr. Kiraz, şunları söyledi: “Bunun dışında Psikiyatri derneğinden gelen talep üzerine iç hastalıkları uzmanlarıyla ilgili psikiyatri derneğiyle ortak bir toplantı yaptık. İç hastalıklarında önemli olabilecek psikiyatri sorunlara nasıl yaklaşırızı ele aldık. Tam tersine yönelik toplantı talepleri de var gerek psikiyatri derneğinden gerek genel cerrahi derneğinden. Psikiyatristler için iç hastalıkları ya da genel cerrahi derneğinden gelen talep üzerine bu sene kendi kongrelerinde anlatılmak üzere genel cerrahiye yönelik bir iç hastalıkları programı istediler bizden. Hem yan dal dernekleriyle hem de diğer derneklerle işbirliği halindeyiz.” Hipertansiyon konusunda açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Kerim Güler ise şöyle konuştu: “Tüm çalışmalara ve yapılan tedavi uğraşlarına rağmen Hipertansiyon hâlâ dünyada halen en önemli ölüm nedeni. Bu sebeple komiteler her sene değeri aşağı çekmeye çalışıyor. Çok büyük değişiklik olmasa da istenen kan basıncı 12 ile 8’in altında olması. Tabii erken yaşta hipertansiyon dönemi var. Bu dönem 13 ile 30 arası dönemi kapsıyor. Yine bu dönemde yapılan araştırmaların sonuçlarına göre bu devrede başlanan tedavi girişimleri hastalığın ölümcül olma komplikasyonlarını çok azaltıyor. O nedenle erken tedaviye öncelik verilmesi vurgulanmakta. 14 ve dokuzun üstü yine hipertansiyon olarak algılanıyor. Bu hastalarda kalp, böbrek, şeker hastalığı olanlarda değerlerin daha da aşağı çekilmesi hayat şansını arttırdığı ortaya konmuş durumda. Tabii bu değerlere ulaşabilmek mutlaka hayat şekli değişikliğinin erken olarak başlaması ve hangi safhada olursa yaşam değişikliğinin yani spor, egzersiz, kilo verme, sigaradan uzaklaşma, tehlikeli yağlardan kaçınma gibi tedbirler her zaman önceliğini korumakta.” |