E-posta
Çarşamba, 16 Ocak 2008

Aldığımız her nefesin yarısının denizlerimizden geldiğini biliyor muydunuz?

Gerçekten de öyle, dünyamızın bu derin mavilikleri bizlerin temel yaşam kaynaklarından biri. Böylesine hayati önem taşıdıkları halde, bizler elbette gereken önemi göstermiyoruz. Üstelik değerini yokolduğunda anlayacağımızı sanıyorsak gerçekten de yanılıyoruz. Çünkü bunu anlayacak kadar bile vaktimiz olmayacak.

Greenpeace Akdeniz Denizler Kampanyası Sorumlusu Banu Dökmecibaşı denizlerle olan ilişkimizi çok güzel anlatıyor: “Dünya yüzeyinin üçte ikisini kaplayacak kadar önemli bir yeri olan denizlerin ve okyanusların yüzyıllardır insanoğlunun yalnızca faydalandığı ama hiç karşılığını ödemediğini hiç düşündük mü?” Bu karşılık vermeme durumu gerçekten bizlerin bir alışkanlığı. Doğadan olabildiğince faydalanalım ancak yerine bir birşey koymayalım bilinci bizde gerçekten kemikleşmiş durumda. Ancak öğrenmeme lüksümüz yok elbette, en sonunda öğreneceğiz. Oldukça ünlü bir doğa ve hayvan fotoğrafçısı, üzerinden para kazanılan her hayvan ve doğa fotoğrafı için, kazancın bir bölümünün doğal yaşamı koruma fonu olarak ayrılmasını öngören bir yasa hazırlanması gerektiğini söylüyor. Çünkü gerçekten de sürekli olarak Dünya’dan her açıdan faydalanıp, karşılığında sadece zarar vermek kabul edilebilir bir şey değil.

Denizlerimiz de tıpkı zarar verdiğimiz diğer kaynaklarımız gibi, tükenmek üzere. Aşırı avlanma, yasak avcılık teknikleri, kirlilik kısacası denizlerimizi sonuna kadar kullanmak uğruna yapılan tüm tahribatlar onu yokediyor. Ve en büyük sorunumuz denizleri tükenmez olarak görmemizden kaynaklanıyor. Yüzyıllardır “tükenmez, bitmez sonsuza kadar insanların hizmetinde” olduğu varsayılan denizler artık dayanacak güç bulamıyor. İnsan gibi bir canlının karşısında ne durabilir ki gerçekten?Denizleri eski dengesine kavuşturmadan, gelecek nesillerimizin sağlıklı bir hayat sürebileceğini söylememiz çok zor. Çünkü gerçekten de denizler tükendiğinde yaşam bizler için de tükenecek. Ama önlemlerimizi acil olarak almaya başlarsak verdiğimiz zararı biraz olsun azaltabiliriz. İşte bu noktada “Deniz Rezervleri” ciddi bir çözüm olarak imdadımıza yetişiyor. Bu rezervler insan faaliyetine tamamen kapalı ulusal park alanlarıdır. Özellikle önemli tür ve habitatların bulunduğu, göç ve üreme yollarının bulunduğu alanlarda oluşturulacak bu alanlar denizlerimizin kendini toplamasına imkan verecek. Bizlere nefes verebilmek için artık bizim ona nefes alacak bir alan bırakmamız gerekiyor.

Bu yaz ne zaman denize girerseniz, bir kez daha düşünün. Attığınız her kulaçta hissettiğiniz mutluluğu, denizin size verdiği huzuru düşünün. Sonra, onun için vaktin giderek daraldığını ve onu ancak yine sizin kurtarabileceğinizi hatırlayın. Denizlerimize teşekkür etmenin zamanı geldi de geçiyor bile..

Daha fazla bilgi almak isterseniz: www.greenpeace.org/turkey adresine gözatıp “deniz koruyucusu” olabilirsiniz!

 
< Önceki   Sonraki >
GÜNEY OKYANUSU
Güney Okyanusu’nda her yıl büyük bir katliam yaşanıyor. Ticari avlanmanın yasaklanmasından sonra “bilimsel araştırma” gerekçesiyle her yıl binlerce balina, japon avcılarının hedefi oluyor. Avlanma sezonu başladığında Güney Okyanusu’nun sessiz sularında zıpkın sesleri yankılanıyor. Tüm tepkilere ve yürütülen kampanyalara rağmen, filolar durmak bilmeden avlanmaya devam ediyor.

Konuyla ilgili önemli çalışmalar yürüten bir çok çevre kuruluşu, öldürülmeye dayalı “bilimsel araştırma”ların gerçekten hiç bir anlamı olmadığına inanıyor. Balinaları bu şekilde katlederek elde edilmiş hayati hiç bir bilimsel veri yok. Ayrıca bu avcılık, soyu tükenmekte olan canlıları da hedef aldığı için ekolojik olarak büyük bir tehdit oluşturuyor. Böylesi bir araştırma gerçekten de gerekli mi dersiniz?  Hiç sanmıyorum.
Devamını oku...
 
 
ERKEKLERİN KABUSU PROSTAT KANSERİ 2. SIRADA!ERKEKLERİN KABUSU PROSTAT KANSERİ 2. SIRADA!
Perşembe, 05 Kasım 2009||
9. Üroonkoloji Kongresi prostat kanseri, böbrek ve mesane kanseri gibi pek çok önemli konuya ev sahipliği yapıyor. Kongrede ilk ...
Devamı....
ROMATİZMAL HASTALIĞI OLANLARA DA DOMUZ GRİBİ AŞISI GEREKLİROMATİZMAL HASTALIĞI OLANLARA DA DOMUZ GRİBİ AŞISI GEREKLİ
Cuma, 30 Ekim 2009||
Romatoloji Araştırma ve Eğitim Derneği (RAED) tarafından düzenlenen “10. Ulusal Romatoloji Kongresi”, 30 Ekim – 3 Kasım 2009 ta...
Devamı....
KANI SULANDIRAN YENİ BİR İLAÇ ÜRETİLDİKANI SULANDIRAN YENİ BİR İLAÇ ÜRETİLDİ
Cumartesi, 10 Ekim 2009||
Türk Hematoloji Derneği Başkanı ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhit &Oum...
Devamı....
KANSERDE YEŞİL ÇAYA DİKKATKANSERDE YEŞİL ÇAYA DİKKAT
Cumartesi, 10 Ekim 2009||
Doç. Dr. Mutlu Arat, Güney Kalifornia Üniversitesi'nde bilim adamlarının yaptığı bir araştırmanın sonucunda yeşil çayın ka...
Devamı....
HEMATOLOJİ UZMANLARI YENİ KAN KANUNU'NU TEHLİKELİ BULUYORHEMATOLOJİ UZMANLARI YENİ KAN KANUNU'NU TEHLİKELİ BULUYOR
Cuma, 09 Ekim 2009||
Kan toplama görevinin gelecek ocak ayından itibaren yürürlüğe girecek yeni Kan Kanunu ile Türk Kızılayı'na bırakılmasının...
Devamı....
ULUSAL MEME HASTALIKLARI KONGRESI, KANSERE TEK TIP HAP MÜJDESIYLE BAŞLADIULUSAL MEME HASTALIKLARI KONGRESI, KANSERE TEK TIP HAP MÜJDESIYLE BAŞLADI
Pazartesi, 05 Ekim 2009||
 Bütün kanser türlerine çare olacak tek bir hapın çalışmalarında son aşamaya gelindi. Ege Üniversitesi Tıp Fak&...
Devamı....
MEME KANSERİ YAŞ TANIMIYORMEME KANSERİ YAŞ TANIMIYOR
Pazartesi, 05 Ekim 2009||
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Medikal Onkoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi ve 10. Ulusal Meme Hastalıkları Kongresi Başkanı Prof...
Devamı....
SPERM BANKASINA YOĞUN TALEP VARSPERM BANKASINA YOĞUN TALEP VAR
Cumartesi, 03 Ekim 2009||
Antalya'da düzenlenen 2'nci Üreme Tıbbı Derneği Kongresi'nde biraraya gelen hekimler, Türkiye'de sperm bankası kurulmas...
Devamı....
''SIKI PANTOLON''  ERKEKLERDE KISIRLIĞA YOL AÇABİLİR''SIKI PANTOLON'' ERKEKLERDE KISIRLIĞA YOL AÇABİLİR
Cumartesi, 03 Ekim 2009||
Üreme Tıbbı Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Erol Tavmergen, ''Sıkı pantolon giyildiğinde, erkek yumurtalıklarının vücuda daha yakı...
Devamı....
OBEZİTE VE DİYABET SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOROBEZİTE VE DİYABET SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOR
Cumartesi, 03 Ekim 2009||
Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği tarafından ilk kez bu yıl, Çeşme’de düzenlenen Endokrinoloji ve Metabolizma Hastal...
Devamı....
GUTTA BEYAZ ET DE BİRA DA SABIKALIGUTTA BEYAZ ET DE BİRA DA SABIKALI
Cuma, 02 Ekim 2009||
 Erişkin yaşlardaki insanlarda en sık görülen iltihaplı romatizma olan gut hastalığına yakalananlara beyaz etin de en az kırmızı et kad...
Devamı....
UZAKTAN KUMANDA İLE BİLGİSAYAR SAĞLIĞIN DÜŞMANIUZAKTAN KUMANDA İLE BİLGİSAYAR SAĞLIĞIN DÜŞMANI
Cuma, 02 Ekim 2009||
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Pro...
Devamı....